Banker Kastelli' intihar etti
Türkiye'nin 'Banker Kastelli' olarak
tanıdığı Cevher Özden (75), Kadıköy'deki ofisinde intihar etti. Özden
ölmeden evvel dört mektup kaleme aldı.
Bugün öğle saatlerinde Kadıköy Efes Çarşısı'nın üçüncü katındaki
işyerine giden Cevher Özden, korumasıyla şoförünü, 'Yalnız kalmak
istiyorum' diye alt kata gönderdi. Özden, kapıyı kilitledikten sonra,
bir emniyet müdürünün hediye ettiği ruhsatlı Smith Wesson tabancasıyla
ağzına bir el ateş ederek yaşamına son verdi.
Demans hastası olan Mukadder Özden'e eşinin öldüğü söylenmedi. Özden
masasına bıraktığı bu son mesajında, "Bugüne kadar işlerim ters gitti.
Niyetim kimseyi aldatmak ve kandırmak değildi. Bu nedenlerle ailemle
aram bozuldu. Ölümümden kimse sorumlu değildir" dedi.
4 mektup bıraktı
Özden'in sekreter masasındaki cesedini, silah sesine koşan ve ofisi
çarşı yönetiminden aldıkları yedek anahtarla açan koruması ve şoförü
buldu. Olay sonrası, Kuşdili Caddesi 12 numaradaki Kastel Emlak İnşaat
ve Turizm Organizasyonu şirketinde, Kadıköy Cumhuriyet Savcısı ile
inceleme yapan polis, Cevher Özden'in savcılığa, kızına, Demirören
Şirketler Grubu'na ve hizmetçisine yazdığı, kapalı zarf içinde 4 mektup
buldu.
Hizmetçisine yazdığı mektupta eşi Mukadder Özden'i ona emanet edip iyi
bakmasını isteyen Özden, Kadıköy Savcılığı'na yazdığı mektupta ise
ticari faaliyetleriyle ilgili bazı kişileri suçladı.
Abidin Cevher Özden'in 370 bin YTL'lik borcu yüzünden kefil olan 50
yıllık eşi Mukadder Özden'in Nişantaşı'ndaki evine geçtiğimiz ay haciz
gelmişti. Haciz kararı Kastelli ile ailesinin arasını açmıştı.
Cevher Özden'in yüklü miktarda kredi kartı borcu olduğu ve ödemekte sıkıntı çektiği iddia edildi.
Sıkıntı çekiyordu
Abidin Cevher Özden'in Efes Çarşısı'ndaki bürosuna gelen avukatı Tufan Atlı, Özden'in intiharıyla ilgili şunları söyledi:
"Bürosunda ağzına ateş ederek intihar etmiş. Bu kez başardı.
Karacaahmet'te oğlunun mezarı başında intihara teşebbüs ettiği silahtan
farklı bir silah kullanmış. En son 2-3 gün önce görüşmüştüm. Bana,
içeriğini hiç kimseye söylemememi istediği bir mektup bırakmıştı.
Mektubu henüz açıp okumadım. En son 3-4 ay önce bir teşebbüsü olmuştu.
Sıkıntısı vardı. Refahtan gelen bir insanın büyük krize düşmesi insanı
bunaltıyor. 1988 yılında sıkıntıya düştüğünde, bunu aşacağımızı
söylemiştik ve krizi aşmıştık. Son görüşmemizde, önümüzdeki sıkıntıları
yine aşacağımızı söyledim."
Sanki veda etti
Çarşı esnafı, sinema olarak yapılan binayı işhanına çeviren Özden'in,
işleri kötü gidince iki ofisini satıp başka bir katta kiracı olarak
ofis tuttuğunu söyledi. Olayı duyarak Efes Çarşısı'na gelen Pınar
Yaşar, 5 yıl yanında çalışıp 8 ay önce de ayrıldığı Özden'in
sıkıntıları bulunduğunu, bunları kimseyle paylaşmadığını anlattı.
Cevher Özden ile eşi Mukaddes Özden'in oturdukları, Nişantaşı, Abdi
İpekçi Caddesi'ndeki Nazem Apartmanı görevlisi Kemal Erdoğan ise, son
sabahı şöyle anlattı:
"Cevher bey sabah çok üzgün görünüyordu. 8 yıldır burada çalışıyorum.
İlk kez omzuma vurarak 'Allahaısmarladık' dedi. Ağzını tutarak binaya
baktı."
Özden, 16 Temmuz 2007'de, saat 17.00 sıralarında, Üsküdar Karacaahmet
Mezarlığı'ndaki Aile Kabristanı'nda, 1982 yılında aşırı dozda
uyuşturucudan hayatını kaybeden üvey oğlu Hakan Bahadır'ın Karacaahmet
Mezarlığı'ndaki kabri başında silahla 11 el ateş etmişti. İntihar
girişiminde bulunduğu iddialarını ise, şöyle yanıtlamıştı:
Oğlum ölürken içerdeydim
"Bunalmış ve daralmıştım, oğlum aklıma geldi. Oğlumun mezarı başında
havaya silah sıktım. Ruhsatın bittiğini bile bilmiyordum. Zaten
kullanmadığım bir silahtı. Oğlum kız arkadaşı yüzünden eroine
alışmıştı. Hayatını kaybettiğinde yanında değildim. Şu meşhur 'banker'
davaları yüzünden haksız yere içeride tutuluyordum. İntihar etmek
isteyen adam, 11 kurşundan bir tanesini tutturamaz mı? Yaşadığım
sıkıntı, yeniden iş yapmaya başladığım inşaat sektörü ile ilgili. Artık
ticaret çok kirli ve ortalık dolandırıcı dolu. Son zamanlarda işlerim
bozuldu. Piyasaya bir miktar borcum var. Alacaklılar kapıya geliyor. O
nedenle bunalımlıydım."
İntihar ettiğine inanmıyorum
Abidin Cevher Özden'in oğlu Nedim Özden Nişantaşı'da oturdukları binanın önünde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Özden, "Babam ile sabah birlikteydik. Saat 09.30'da evden çıktı. İyi
görünüyordu. İntihar ettiğine inanmıyorum. hiç kimseyle maddi sıkıntısı
yoktu düşmanlığı yoktu. Hastalığı vardı. Ailesiyle herhangi bir sorunu
da yoktu. İlk önce ağır yaralı olduğu haberini aldım. Daha sonra
öldüğünü öğrendim" dedi.
Banker Kastelli kimdir?
"Banker Kastelli" adıyla tanınan Cevher Özden bankerlik piyasasının en büyüğü idi ve halkın yaklaşık 100 milyarını toplamıştı.
Ancak bir yandan da piyasanın artık tahammül edilemez duruma gelen
risklerini ve potansiyel hasarı denetim altına almak için getirilmek
zorunda kalınan kimi önlemler, bankaların mevduat sertifikası satışına
getiren sınırlamalar ve daha sonra yasaklamalar Banker Kastelli'nin de
sonunu getirecekti.
1982 yazına doğru artık sadece Çavuşoğlu-Kozanoğlu grubuna bağlı
Hisarbank'ın ve Özer Çiller'in başında bulunduğu İstanbul Bankası'nın
sertifikalarını satmaktan başka bir yolu kalmayan Kastelli'ye son darbe
18 Haziran 1982'de indirildi. Bu tarihte İstanbul'da yapılan toplantıda
o sırada Türkiye'de faaliyet gösteren 40 bankanın hepsinin imzaladığı
bir kararla artık "Bankalar bankerler aracılığıyla mevduat sertifikası
satmayacaklar ve pazarlamayacaklar"dı.
Halktaki güvensizlik had safhada olduğu için bankaların bu kararı
gazetelerde yarım sayfayı bulan büyük ilanlarla duyuruluyordu, ama aynı
gazete sayfalarının diğer yarısında Banker Kastelli'nin ilanları da
çıkmaya devam ediyordu.
Son zamanlarında Türkiye'nin en ünlü artist ve aktörlerine reklam
filmleri çektiren Kastelli, "Güven tecrübe edilmez, tecrübeden doğar"
diyordu. Kastelli gerçekten de tecrübeliydi ve gazetelerde bu ilanlar
çıkarken, 19 Haziran Cumartesi günü soluğu İsviçre'de alacaktı.
Uçak bileti gidiş-dönüştü ve dönüş tarihi olarak da 22 Haziran Salı
günü görünüyordu. Ama Banker Kastelli o tarihte dönmeyecek, çok daha
sonra Türkiye'ye döndüğünde hakkında verilen gıyabi tutuklama kararı
vicahiye çevrilerek yeni ikamet adresi Bayrampaşa Cezaevi olacaktı.
Kastelli'nin çöküşüyle mali sistemin ağır bir darbe yiyeceğini bilen
Özal ve Erdem, Ziraat Bankası ve Pamukbank aracılığıyla Kastelli'ye
büyük miktarda kredi sağlamaya çalışmış ancak başaramamıştı.
Kastelli'nin ardından Hisarbank ve İstanbul Bankası da batacaktı.
Böylece Türkiye ilk kez o tarihlerde tanık olduğu banka batışlarına
daha sonraki yıllarda bir çok kez tanık olacak ve hatta alışacaktı, ama
her şeyin ilki en etkili örnek olmaya da devam ediyordu. On binlerce
insanı perişan eden, intiharlara yol açan tam bir facia ortaya
çıkacaktı.
Kastelli, 1982 yılında Fenerbahçe'nin başkanlığına aday oldu. Seçim
kampanyası sırasında o yıllar için çok büyük bir servet demek olan 250
milyon lirayı yığdığı masanın arkasında poz veriyor, "bu paralar ben
seçilince Fenerbahçe'nin olacak" diye konuşuyordu. Rakibi Ali Şen'di ve
Kastelli, "Ben Şen Men tanımam, ezer geçerim" diyordu.
Fenerbahçe camiası, Kastelli'nin tavrını, "Fenerbahçe'yi satın alacak"
diye değerlendirdi. Ancak kulübün de hatırı sayılır bir borcu vardı,
kimse 250 milyon lirayı kolay kolay feda edemiyordu. Kastelli kendinden
çok emindi. Başlangıçta kendisini destekleyen Semih Bayülken için artık
"Fenerbahçe'yi bu mikroplardan temizleyeceğim" diye konuşuyordu.
Atlantik Sinemasındaki kongrede, Kastelli kürsüye çıktı:
"Ben... Cevher Özden'im. Ben Banker Kastelli... Başka bir şey söylemeye
gerek duymuyorum. İşte, 250 milyon lirayı, öyle sonradan geri almak
falan yok, Fenerbahçe'ye hibe ediyorum..."
Kongrede Ali Şen 467 oy, Kastelli 202 oy almıştı.
Türk halkına 'gelin bana para verin' demedi. Herkes kuyruğa girdi.
Orgeneral de, memur da girdi o kuyruğa. Omuzlarında yük kaldı ama
etrafındaki insanların Cevheri'in yanında ve onun lehine
çalışmadıklarını çok açık söylüyorum ve onları biliyorum. Ben Cevher
Özden'den bir alışveriş yapmadım. Onun zengin yaptığı insanlar onu
unuttu. Zor yıllarında terk ettiler. Eşi de hastalandı. Cevher bunları
bana anlatıyordu. Kendisini terkedilmiş hissediyordu. En son Cuma
konuştuk. Sıkıntısı vardı. Onun iş dünyasında zengin olan kişilerin
Cevher'in kapısında beklediğini biliyorum. Bu insanlar keşke Cevher'e
vefa borcu gösterip yanında olsalardı bu olay yaşanmayabilirdi. O
kişiler tarafından terkedildi. "
Meliha Okur:
Kastelli'nin intiharı beni şaşırtmadı. İki ay önce de bir yazı
yazmıştım. Oyakbank ile arasında sorunlar vardı ve kendisi maddi ve
manevi zor durumdaydı. 100 bin YTL'yi bulan kredi kartı borçlarını
ödeyemiyordu. Ancak iyi durumda olduğunu söylemeyi seviyordu. Bir
dönemin en iyi banker ya da tefecisi diyebileceğimiz kişisiydi. En iyi
bankerlik siması olarak ün yapmıştı.
Abdurrahman Yıldırım:
Hayatı boyunca tam üç kez battı.Onun intihar edecek birisi olmadığını
düşünüyorum. Kendisine nasıl bir haksızlık yapılırsa yapılsın, nasıl
bir güçlükle karşılaşırsa karşılaşsın, hep küllerinden yeniden doğardı.
Başına gelen her hadisede "bunu da kıvırır" diye düşünürdüm. İntiharı
çok büyük sürpriz oldu. Geçmişte gösterdiği direnç ve kararlılık, onun
böyle bir intiharla öleceğine işaret etmiyordu.