| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

haber

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
Yazılar arşiv 05.2008 Other entries in 2008-05 resimler , videolar

Vakit, Önder Sav'ı 44 dakika dinlemiş

Vakit, Önder Sav\\\'ı 44 dakika dinlemişVakit, Önder Sav'ı 44 dakika dinlemiş

Emniyet, Vakit gazetesine ait Ankara’ya kayıtlı ‘sabit telefon hattından’ CHP’li Sav’ın cep telefonunun iki kez üst üste arandığı bilgisini verdi.

 Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a, “Vakit gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven’in CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ı 23 Mayıs’ta kendi cep telefonundan aradığı, kısa süre sonra da Vakit gazetesine ait Ankara’ya kayıtlı ‘sabit telefon hattından’ Sav’ın cep telefonunu ikinci kez aradığı, bu aramanın 44 dakika sürdüğü” bilgisini verdi.

İŞTE O BELGE...

Vakit’in açıklamasında Sav’ın cep telefonunun açık kaldığı ve ‘haberin bu şekilde temin edildiği’ belirtildi.

Sav ise, cep telefonunu ‘açık bırakması’ konusunda, “Böyle bir olay hatırlamıyorum. Dökümleri alacağım. Sonuçları kamuoyuna açıklarım. Açık kalsa bile valiyle aramda 3 metre var. Konuşmasını nasıl duymuşlar? Delil karartıyorlar” dedi.

Atalay, dün Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gelerek Genel Müdür Oğuz Kağan Köksal, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü ve ‘telekulak iddiaları’ nedeniyle gündemde olan İstihbarat Dairesi’nin Başkanı Ramazan Akyürek’le toplantı yaptı.
Edinilen bilgiye göre;

Akyürek, söz konusu olayda Sav’ın cep telefonunun iki kez arandığını söyledi. Atalay’a aktarılan İstihbarat Daire Başkanlığı’nın kayıtlarındaki bilgilere göre, “Arseven, Sav’ı 23 Mayıs’ta önce kendi cep telefonundan aradı. Bu aramadan kısa süre sonra da Vakit gazetesine ait Ankara’ya kayıtlı ‘sabit telefon hattından’ Sav’ın cep telefonu ikinci kez arandı ve 44 dakika süren bir görüşme yapıldı. Her iki telefon numarasına yönelik telefon takip işlemi yapılmadığı için söz konusu 44 dakika boyunca açık kalan hattaki konuşmanın içeriği ile ilgili bilgi edinilemedi. Dairenin, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’yla yürüttüğü resmi telefon dinlemelerine ait mahkeme kararlarındaki incelemelerde de Sav, Ali Serindağ ve Arseven ile ilgili yasal olarak yapılmış herhangi bir dinleme kaydının bulunmadığı tespit edildi.”

Toplantıda Atalay’a, kamuoyu araştırmacısı Erhan Göksel’in, alındığını iddia ettiği teknik cihazlarla ilgili bilgiler de sunulduğu öğrenildi. Atalay’ın savcılığın istemesi halinde tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi talimatı verdiği belirtildi. Atalay’ın binadan ayrılışı sırasında korumalarının, içinde ‘son telekulak iddiası’yla ilgili belgelerin bulunduğu mavi renkli bir dosyayı makam aracının bagajına koyması dikkat çekti.

Sav ise Vakit gazetesinin Serindağ’la yaptığı görüşmenin içeriğinin, cep telefonunu açık bırakması nedeniyle elde edildiğine yönelik açıklaması konusunda şöyle konuştu:

‘Delil karartıyorlar’
“Kesinlikle Vakit gazetesinin bir mensubuyla konuşmadım. Cep telefonunu zaten sık kullanmıyorum. Valiyle görüşmem sırasında da böyle bir konuşma yaptığımı hatırlamıyorum. Ola ki valiyle görüşmem sırasında cep telefonum çalmış, ben de açtıktan sonra kapatmayı unutmuş olayım ki, böyle bir olay da hatırlamıyorum. Böyle olmuş olsa bile bu kolayca anlaşılır.
Savcılık üzerinden telefon dökümlerini istedim. Sonucu da kamuoyuyla paylaşacağım. Ben böyle bir olay üzerinden siyaset yapmam. Diyelim ki dedikleri gibi oldu. Hadi benim konuşmalarımı duydular. Benim oturduğum masayla, konuğun oturduğu koltuğun arası neredeyse 3 metre. Benimle vali arasında 3 metre var. Onun konuşmalarını nasıl duydular? Bence delil karartıyorlar.”

25 metrekarede etkili
Uzmanlar, dijital ses kayıt sistemi bulunan yeni model cep telefonlarının harici ses yalıtımı olan en az 25 metrekarelik bir odada sağlıklı ses kaydını rahatça yapabildiğine dikkati çekti.
Söz konusu telefonların, bu büyüklükteki bir odanın bir ucundan diğer ucuna temiz ses kaydı yaptığını belirten uzmanlar, cep telefonlarının ortalama 10 metrekarelik alan içinde tüm konuşmaları çok net biçimde kaydettiğini söyledi.

Vakit’in iddiasını güçlendiren belge
‘Dinleme’ tartışmasında, Sav’ın açık unuttuğu cep telefonu sayesinde konuşma tutanaklarına ulaştığını savunan Vakit’in bu iddiasını güçlendiren bir belge ortaya çıktı. www.haber7.com internet sitesinde, Ankara İl Telekom Müdürlüğü Santrallar Müdürü Rüya Gürman ve İl Telekom Yönetici Yardımcısı Ali Erpençe imzalı bir belge yayımlandı.
Belgeye göre Vakit Gazetesi İdari Müdürü Yener Dönmez, 30.05.2008’de Ankara İl Telekom Müdürlüğü’ne başvurarak, gazetenin Ankara bürosunun sabit hattı olan “310 41 19” no’lu telefon numarasından, Sav ile Serindağ’ın görüştüğü 23.05.2008 tarihinde hangi numaraların arandığına dair detaylı döküm istedi. Müdürlük, Dönmez’in bu başvurusuna aynı gün yanıt verdi. Belgede, Vakit’in Ankara bürosunun sabit hattı olan “310 41 19” no’lu telefondan, Sav’ın cep telefonunun 23.05.2008 günü saat 10.03.21’de arandığı ve 44 dakika 6 saniyelik bir telefon görüşmesinin yapıldığı görüldü.

(Milliyet)

Sharon Stone Çin'den özür diledi

Sharon Stone Çin\\\'den özür dilediSharon Stone Çin'den özür diledi

Ünlü yıldız Sharon Stone, yaşadığı depremle zor günler geçiren Çin hakkında yaptığı açıklamalardan dolayı özür diledi.

Cannes Film Festivali sırasında, Çin’in Sezuan eyaletinde meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki depremin, “Pekin yönetiminin Tibet’e muamelesi yüzünden ortaya çıkan ’kötü karma’nın bir sonucu olabileceğini” söyleyen ABD’li oyuncu Sharon Stone, Çin hükümetinin sert tepkisi üzerine özür diledi.

Stone, “Sanırım, hatalı sözlerim ve davranışları Çin halkını üzdü ve kızdırdı” dedi.
(Milliyet)

Beş kadına 20 yıl boyunca tecavüz etti

Beş kadına 20 yıl boyunca tecavüz ettiBeş kadına 20 yıl boyunca tecavüz etti

Tarikat üyesi 74 yaşındaki sapık, eve hapsettiği beş kadına yirmi yıl boyunca tecavüz etmiş.

Jiri Adam isimli 74 yaşındaki sapık, evine kapattığı 5 kadına 20 yıl boyunca tecavüz ettiği suçlamasıyla gözaltına alındı.

Çek Cumhuriyeti'nde yaşanan olay kadınlardan birinin evde kaçmayı başararak hastaneye sığınmasıyla ortaya çıktı. Şikayet üzerine eve baskın düzenleyen polis Jiri Adam'ı kıskıvrak yakaladı.

Koyu Hristiyan bir tarikata bağlı olduğu açıklanan Adam'ın hapsettiği kadınlardan yaklaşık 1 milyon dolar değerinde nakit para aldığı düşünülüyor. Kadınlara yemeleri için sadece bal, ekmek ve su vererek köle muamelesi yapan sapığın, komşularıyla da "Ben Tanrıyım" diyerek tartıştığı açıklandı.
(Vatan)

Müslümanları ayağa kaldıran türban yarışması

Müslümanları ayağa kaldıran türban yarışmasıMüslümanları ayağa kaldıran türban yarışması

Karikatür skandalıyla İslam dünyasının tepkisini çeken Danimarka'da tartışılacak bir yarışma başlıyor.

Yakın bir zaman önce türban tartışmalarına sahne olan Danimarka’nın resmi televizyon ve radyo kanalı “en güzel türbanlı kadın” yarışması açıyor.

Yarışmaya katılmak için 15 yaşından büyük olmak yeterli.

Bakire çıkmayan gelinin nikahı geçersiz

Bakire çıkmayan gelinin nikahı geçersizBakire çıkmayan gelinin nikahı geçersiz

Fransa’da mahkeme, evlilik öncesinde bakire olmadığını eşine söylemeyen Müslüman kadının nikahını geçersiz saydı.

Dini gelenekleri de dikkate alarak davacı kocayı haklı bulan yargıç "Gelin dürüst davranmamıştır, evlilik yalan üzerine kurulamaz" dedi. Müslüman çiftin milliyeti bilinmiyor.

Fransa’da bir mahkeme, gelin bakire çıkmadığı için nikahının geçersiz sayılmasını isteyen Müslüman bir gencin talebini haklı buldu. Mahkeme, kadının nikah öncesi cinsel yaşamıyla ilgili dürüst davranmadığını belirterek, evliliğin yalan üzerine kurulamayacağına karar verdi.

Liberation Gazetesi’nde çıkan habere göre, mahkeme kayıtlarında Müslüman çiftin adına yer verilmedi, gençlerin adı X ve Y olarak geçti. Fransa’nın Lille kentinde gittikleri okulda tanışan çift, 2006 yılının Temmuz ayında muhteşem bir düğünle dünya evine girdi. Ancak zifaf gecesinde genç kız bakire çıkmadı.

Bunun üzerine altlarındaki çarşafı kapan genç, kapıda lekeli çarşafı bekleyenlere, "Gelin, bana ’bakireyim’ diye yalan söylemiş, bakire değil. Bakın çarşafta kan lekesi yok. Evlilik yalan üzerine kurulmaz, ayrılmak için mahkemeye başvuracağım" dedi. Damat, boşanma başarısız bir evlilik olarak algılanacağından, nikahın iptal edilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu.

Eşini aldattı sayıldı
Damadın avukatı Xavier Labee, "müvekkilim ’bakireyim’ diye yalan söyleyen gelinin hem kendisini, hem de ailesini aldattığını, yalan üzerine kurulan evliliğin yürümeyeceğini düşünüyor" dedi. Hakim hem dini unsurları, hem de gelenek ve görenekleri göz önüne alarak yeni evli çiftin nikahını iptal etti.

Nisan ayında yaşanan bu dava bir hukuk dergisinde yayınlanınca Liberation Gazetesi’ne yansıdı. Liberation, mahkeme kararının medeni kanundaki ’eş aldatma’ maddesine dayandırıldığına işaret ederken, "Bu karar, kızlık zarı diken doktorların önünde sıra beklemeye neden olur mu bilinmez" dedi.
(Hürriyet)

Önder Sav'ın gafı karikatür krizi gibi

Önder Sav\\\'ın gafı karikatür krizi gibiÖnder Sav'ın gafı karikatür krizi gibi

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek: Hodri meydan. Gelin Meclis’te komisyon kuralım. Ama Sayın Önder Sav’ın da milletimizin büyük kesiminin inancını aşağılayan bir ifadesi olmuştur. Özür borcu var.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, kanunsuz dinleme iddialarının insanların kafasında devlet ve hükümle ilgili “flu” alan yarattığını belirterek, CHP’ye “hodri meydan” çekti. Çiçek dün TBMM’de bir grup gazetecinin dinleme iddialarıyla ilgili soruları üzerine, CHP’yi de hedef alacak şekilde, özetle şu görüşleri dile getirdi:

Biz suç haline getirdik: 1 Haziran 2006’te yürürlüğe giren Ceza Kanunu ile her türlü kanunsuz dinlemeyi ve takibi suç haline getirdik. Bunun anlamı şudur ki, biz hiçbir kanunsuz dinleme ve takibin önünde arkasında olmayız. Kim yaptıysa suçtur.

Ve kimsenin sıfatı konumu bu suçun işlenmesi konusunda istisna teşkil etmez. Suç haline getirilen bir konuyla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısı otomatik olarak harekete geçer ve soruşturmayı başlatır. Nitekim kamuoyunu meşgul eden iki olayla ilgili (Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ve CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlendiği iddiaları) de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığı kamuoyuna duyuruldu. Bu işin yargı boyutu. Soruşturmayı yürüten makam Ankara Başsavcılığı, hükümet olarak bizden ne istiyorsa, biz bunun gereğini yaparız. Bunu bir taahhüt olarak söylüyoruz. Bu olayın ortaya çıkarılması için İçişleri Bakanı gereğini yaptı, yapacak. İdari olarak yapılması gerekeni İçişleri Bakanlığı yapacak.

Hodri meydan: Eğer devletin ister yargı ister idari makamlar yoluyla yapacağı inceleme ve soruşturmaya CHP tereddütle bakıyorsa, kuralım komisyonu. Biz teklif ediyoruz. Bu işin meclis boyutuyla ortaya çıkarılması için kendisinin getirdiği bir teklif varsa biz buna destek veririz. CHP ne istiyor? Zaten yargısal boyutu var, idari soruşturmayı İçişleri Bakanlığı yapıyor ama siyaseten ’Biz de bu işin içinde olmak istiyoruz, o soruşturmalardan bir şey çıkmaz güvenimiz yok’demeye getiriyorsa; biz burada mecliste komisyonu kurarız kim varsa yakasına birlikte yapışırız. İşte hodri meydan bu konuda.

Karnımız ağrımaz: Kuralım komisyonu kimin sorumluluğu varsa, kim sorumluysa, nerede başlıyor nerede bitiyorsa bunu ortaya çıkaralım. Çünkü biz AKP olarak erik yemedik karnımız ağrımaz.

Devletin valisi neden gitti: Bu olayın arkasında iki yanlış daha var CHP onu da görmemezlik etmemeli. Bunlardan bir tanesi bir valinin parti genel merkezine gidip, adeta il başkanına sorulacak soruları orada cevaplandırması ve değerlendirme yapılmasıdır. CHP böyle bir yanlışı yapmamalıdır. Çok partili hayata geçtik, yasama yürütme yargı ayrı. 40’lı yılların tek parti dönemi ortadan kalktı. Bunlar cumhuriyetin, devletin valileridir partilerin valileri değildir. Eğer oraya gitmesi gerekiyorsa İçişleri Bakanı’na haber verir. Ama bilgi vermeden gitmiştir.

Yakışıksız hitap: Bir diğer husus, Genel Sekreter Sav’ın, geçtiğimiz hafta din ve vicdan özgürlüğü açısından son derece sakıncalı ve milletimizin büyük kesiminin inancını aşağılayan bir ifadesi olmuştur. Adeta Danimarka’daki karikatür krizini andıran Peygamberimizle ilgili son derece yakışıksız bir hitabı sözkonusu olmuştur. Bundan sonra 1 hafta piyasada gözükmemiştir. Millet bir özür bekliyor kendisinden. İnsan sıradan birisine bile Sayın diye hitap ederken, bir dinin yüce peygamberine karşı hitabı son derece yakışıksızdır. CHP’nin bu konuda millete bir özür borcu var. Birinci olay ikinci ve üçüncü yanlışın kamuflajı olarak anlaşılmamalıdır.

Kusuru olmayan meydan okumaz: Biz bunların biliriz ne anlama geldiğini. Onun için üzerinde durmuyoruz. O yüzden ’Hodri meydan’diyoruz. Kusuru hatası olan böyle bir meydan okumaz. Diyoruz ki erik yemedik karnımız ağrımaz. Kanunsuzluğu kim yaptıysa çıkartalım. Yargı yoluyla idari yoluyla komisyonla çıkaralım. Gelin buraya içinde bulunalım diyorsanız kuralım bir komisyon çıkaralım. Öyle karanlığa kurşun sıkmak yok. CHP’nin en iyi yaptığı işlerden bir tanesi budur. Hodri meydan... Bir şeyi çıkarmak gerekiyorsa biz varız ama öbür iki konuyu da hiç unutturmaya çalışmasınlar. Varsa çıkaralım karanlığa niye kurşun sıkıyorsun?Bu konuda kaçak güreşmiyoruz. Bir teklif getiriyorlar da onu gözardı etmiyoruz. Buyurun komisyon kuralım.
(Vatan)

Ülkesini şikayet eden' Babacan a tepkiler

Ülkesini şikayet eden\\\' Babacan\\\'a tepkilerÜlkesini şikayet eden' Babacan'a tepkiler

Dışişleri Bakanı Babacan’ın AP toplantısında “Müslüman çoğunluk dini özgürlüklerle ilgili sorun yaşıyor” sözü tepki topladı.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Avrupa Parlamentosu’nda katıldığı bir toplantıda “Türkiye’de sadece azınlıkların değil, Müslüman çoğunluğun inançlarına bile baskı yapılıyor” demesi tartışma yarattı. Dışişleri Bakanı sıfatıyla yurt dışına Türkiye’yi şikayet etmesine, eski dışişleri bakanları da tepki gösterdi. Eski bakanların VATAN’a açıklamaları şöyle:

ŞÜKRÜ SİNA GÜREL: Sayın Babacan’ın yaptığı, söyledikleri Türkiye Cumhuriyetinin Dışişleri Bakanına yakışmıyor. Hatta bir Türk vatandaşına da yakışmıyor. En başta devleti temsil eden bir kişinin kendi devletini yabancılara şikayet etmesi Türkiye’de görülmüş bir şey değil. Hatta böylesi dünyada görülmüş bir şey midir, onu da bilmiyorum.

İkincisi, Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının AKP’nin kapatılması için neden dava açtığı şimdi daha iyi anlaşılıyor. Türkiye’de bırakın azınlıkları, Müslümanım diyenlerin ne gibi hakları kısıtlanıyormuş çok merak ediyorum.

Bunun bir örneğini de Abdullah Gül’ün karısı yapmıştı. Devleti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava etmişti. Devleti AİHM önünde savunma yetkisine sahip olan da kocasıydı. Yine böyle garip bir durumla karşı karşıyayız.

İLTER TÜRKMEN: Şaşırdım doğrusu. Hangi konteks içinde söylediğini tam bilmiyorum, ama söylemese daha iyi olurdu. Dışişleri Bakanları kendi ülkeleri hakkında düşündüklerini zaman zaman söyleyebilirler. Tabii Sayın Babacan bu sözleri Türkiye’de söylese belki başka türlü olurdu, ama dışarıda söylemesi... Bunlar kendi partisinin görüşleridir. Her söyleneni de didik didik etmemek lazım. Herkes zaman zaman maksadını aşan şeyler söyleyebilir. İnsanlık halidir.

MURAT KARAYALÇIN: Bu konunun iki yönü olduğunu düşünüyorum. Birincisi, bir Dışişleri Bakanı’nın, devleti ve hükümeti temsilen katıldığı bir platformda ülkesini eleştirmesi, ülkesinin eleştirisi anlamına gelecek ifadeleri kullanması bu ülke için de vahim, 6 yıldır iktidarda olan bir partinin mensubu için de vahim. Bu sözler karşısında, ’düzeltilmesi gereken bir şey var da, 6 yıldır niye değiştirmediniz’ sorusunu sesli olarak sormasalar bile, içlerinden geçirmişlerdir. Türkiye için de için son derece olumsuz bir referans duymuş oldular.

İkincisi, Sayın Başbakan’ın Yargıtay ve Dayıştay bildirileri için yapmış olduğu eleştiriyle ilgili. O zaman Dışişleri Bakanı, Başbakan’ın eleştirilerinde dile getirdiği olumsuzluğu tekrar etmektedir. Babacan’ın sözlerinin görülmeke olan dava ile ilgili bir yönü olduğu bilinmektedir. Türkiye ile AB arasında arasında başka hiçbir ülkede olmayan özgün bir ilişki var. Türkiye iki ilişki kanalını kullanıyor. Birincisi Gümrük Birliği ve onun platformu Ortaklık Konseyi. İkincisi tam üyelik ilişkisi ve platformu olan Hükümetlerarası Konferans. Türkiye’nin çok sayıda konuyu gündeme getirmesi gereken toplantılarda, Babacan’ın vize konusu, hizmetlerin serbest dolaşımı yerine bu sözleri söylediği görülüyor.

Babacan Rice ile görüştü
İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen Irak Konferansı’na katılan Dışişleri Bakanı Ali Babacan, burada ABD Dışişleri Bakanı Condollezze Rice ile bir araya geldi. Babacan ile buluşmadan önce gazetecilerin karşısına gelen Rice, bir soru üzerine “Saddam’ı devirmenin yapılacak en doğru şey olduğunu” savundu. Rice, “Irak’ta kitle imha silahı olduğunu düşünen bir tek biz değildik” dedi.
(Vatan)

 

Motosikletiyle TIR'ın altında sürüklendi, burnu kanamadı

Motosikletiyle TIR\\\'ın altında sürüklendi, burnu kanamadıMotosikletiyle TIR'ın altında sürüklendi, burnu kanamadı

Malatya'nın Darende İlçesi'nde motosikletiyle TIR'ın altında giren sürücü, metrelerce sürüklenmesine rağmen kazayı burnu bile kanamadan atlattı. İlginç kaza, Mobese kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi.

Kaza, bu sabah Darende İlçesi Somuncu Baba Bulvarı'nda meydana geldi. Kimliği belirlenemeyen motosiklet sürücüsü, bulvarın karşısına geçmek isterken hızla yoldan geçen TIR'ın altına girdi. Motosiklet TIR'ın altında yaklaşık 100 metre sürüklendi. TIR sürücüsünün olayı farkedip durmasıyla birlikte, motosiklet sürücüsü burnu bile kanamadan TIR'ın altından çıkmayı başardı.

Çevredekilerilerin meraklı bakışları arasında ayağa kalkan moüosiklet sürücüsü kontrol amaçlı Darende Devlet Hastanesi'ne götürüldü. TIR'ın altında kalan motosiklet ise kullanılamaz hale gelirken yol kısa süre sonra trafiğe açıldı.

 

 

 

 

Kürtçe yayın başlıyor

Kürtçe yayın başlıyorKürtçe yayın başlıyor

TRT, Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapabilecek.

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen TRT Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 6. maddesi AKP ve DTP’nin verdiği önergeyle, maddenin başlığı “TBMM ve açıköğretim yayınları ile eğitim ve öğretim amaçlı yayınlar ve diğer yayınlar” şeklinde değiştirildi.

AKP ve DTP’nin önergeleri birleştirilerek görüşülürken MHP, “Türkçe, yanı sıra bir dil değildir, esas dildir” gerekçesiyle önergeye karşı çıktı. Ancak kabul edilen önergeyle, TRT’nin, Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapmasına imkan tanındı.

AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, tasarı üzerinde kişisel görüşlerini dile getirirken, “Üniversite yıllarında, halkımızın dilinde bir şarkı dinleyebilmek için bir kaseti nasıl sakladığımızı, bodrumlarda, kapalı odalarda dinleyip, mutlu olduğumuzu çok net hatırlamaktayız. Düğünlerimizde, kimsenin olmadığına kanaat getirerek, söylenilmiş halk türküleri konusunda acıları, cezaevlerini, işkenceleri gayet iyi hatırlamaktayız” dedi.

Kurt, “Güneydoğu, Şark veya Kürt sorunu” olarak adlandırılan sorunun, sosyal, siyasal ve kültürel politikalarla çözüleceğini belirtti.
(Vatan)

Süper Loto'da bir kişiye rekor ikramiye

Süper Loto\\\'da bir kişiye rekor ikramiyeSüper Loto'da bir kişiye rekor ikramiye

Süper Loto 6/54'ün bu haftaki çekilişinde 6 bilen bir kişi 14 milyon 108 bin 530 YTL ikramiye kazandı.

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünce düzenlenen Süper Loto 6/54 oyununun bu haftaki çekilişi yapıldı. 32. Hafta'nın kazandıran numaraları 2, 14, 37, 41, 45 ve 46 olarak belirlendi.

Şans oyunları tarihinin en büyük ödülü
Süper Loto 6/54'ün bu haftaki çekilişinde 6 bilen 1 kişiye verilen 14 milyon 108 bin 530 YTL'lik ikramiye, sayısal oyunlar tarihinin en büyük ikramiyesi oldu.

19 Ekim 2007 tarihinde oynanmaya başlanan ve 25 Ekim'de ilk çekilişi yapılan Süper Loto'da geride kalan 31 çekilişin ardından sayısal oyunların en yüksek ikramiye rakamına ulaşıldı. Devirde sınır olmayan Süper Loto'da, 11. haftada 6 bilen çıkmaması nedeniyle 9 milyon 979 bin 931 YTL tutarındaki büyük ikramiye, 12. haftaya devretti. Bu hafta oynanan kolonlarla birlikte büyük ikramiye miktarı 14 milyon 108 bin 530 YTL'ye ulaştı. Çekilişle belirlenen 6 rakamı bilen bir kişi büyük ikramiyeyi kazandı.

Talihli İstanbul'dan
Talihlinin kuponunu İstanbul-Bakırköy'deki bir bayiden kupon yatırdığı bildirildi.

Milli Piyango İdaresi, 2007 yılbaşı çekilişinde büyük ikramiye olarak 25 milyon YTL vermiş ve büyük ikramiye çeyrek bilete çıkmıştı. Sayısal oyunlarda ise bugüne kadar dağıtılan en büyük ikramiye miktarı 20 Ekim 2007 tarihinde yapılan çekilişle verildi, toplam 8 milyon 153 bin 733 YTL'lik büyük ikramiye, 6'yı tutturan 9 kişi arasında paylaşıldı.

Sayısal Loto'da bir kişinin kazandığı en yüksek ikramiye ise 26 Nisan 2008 çekilişinde verildi. Bu çekilişte, 6'yı bir kişi tutturdu ve 6 milyon 856 bin 757 YTL'lik ikramiyenin sahibi oldu. 21 Ocak 2006 tarihinde de yine Sayısal Loto'da 6'yı tutturan 1 kişi, İdareden 4 milyon 649 bin 698 YTL kazandı.

Süper Loto'da ise 31 haftalık çekiliş sürecinde en yüksek ikramiye olarak 4 milyon 642 bin 938 YTL dağıtıldı. 12. haftaya 7 devirle girilen Süper Loto'nun 8. çekilişinde 2 kişi 6'yı tutturdu ve bunlara 2 milyon 321 bin 469'şar YTL ikramiye ödemesi yapıldı.